Hasretim,
Hem de hayatımda hiç olmadığı kadar hasretim.
Güzel bir güne hasretim…
Keyfimce gülüp eğlenmeye,
Bir anlığına her şeyi unutmaya,
Biraz da kendimden kaçmaya.
Yaşadığımı hissettiğim anlara hasretim.
Düşünmemeye hasretim.
Her şeyin fazlası zararmış derler ya,
Fazla düşünmekten yorgunum.
Neyi düşünüyorum ki bu kadar?
Bi’ yere çıktığı da yok,
Kendimi hırpalıyorum.
Kararında düşünmenin yeterliliğine hasretim.
En çok da fazla düşünmeyen halime…
Uzaklaşmaya hasretim,
Ne farkı var dünün bugünden?
Aynı saatler, aynı rutinler, aynı yerler, aynı yüzler…
Her şeyi tamamen arkamda bırakmak bana yakışmaz.
Ama bir süre her şeyden uzaklaşmaya,
Uzaklarda bi’ yerlerde “ben” olarak kalmaya hasretim.
Biraz de cahilliğe hasretim,
Her şeyi bilmek nasıl da yıpratıyor insanı!
Hayatıma giren herkesin ismini bilmediğim,
Etrafımda olan bitenden bihaber olduğum,
Hatta 2 kere 2’nin kaç ettiğini bilmediğim günlere bile hasretim.
“Eskiden” diye başlayan cümlelerde bahsedilen günlere hasretim…
Her şeyin güzel olduğu,
Duyguların en gerçek olduğu,
İnsanların birbirine aşina olduğu,
Nefretin değil, sevginin egemen olduğu,
Kalbimde yara maziye hasretim.
Ama bi’ sorsalar bana:
Eski günlere mi hasretim?
Yoksa o eski gamsız halime mi?
Ege Mukan
“Kendi Kendine Şair”
08.10.2026 – 00:14
İstanbul
