Samatya’da Bir Akşam

Akşam çökmüş Samatya’ya,
Işıklar bir bir yanmış sokaklarda,
Müzik sesleri sarmış dört bir yanı.
Ruha iyi gelen bir kalabalık.
Boş masa neredeyse yok gibi.
Ve o kalabalığın içinde salaş, küçük ama samimi bir meyhane.
Ve o meyhanedeki her masada bambaşka dünyalar…

Bir masada iki genç sevgili…
Hayat tesadüflerle güzeldir ya bazen,
Bu iki genci birbiriyle buluşturmuş.
Konuşacakları çok şey var,
Ama bir bakış bile binlerce kelimeye bedel…
Kadehlerini aşka kaldırdılar.

Bir masada 50’lerinde bir adam…
Karşısındaki sandalyenin boş göründüğüne bakmayın.
Gönlünde o sandalye dolu.
Bir zamandır sevdiğiyle geliyordu bu meyhaneye.
Sevdiğini yüreğine gömmüş de gelmiş.
Bir kadeh de ona doldurmuştu.

Bir masada genç bir adam…
Düşünceler hücum etmiş zihnine.
İşyerinde bitmeyen dertler,
Kirayı ödeyememe korkusu,
Her kadehte unutmaya çalışıyor dertlerini.
Ama her kadeh onu daha da yaklaştırıyor onlara…

Bir masada neşeli dostlar…
Kahkahalar eksik olmuyor o masadan.
Dedikodular, sohbetler gırla.
Şarkılar söyleniyor doya doya,
Bir şeyler kutlanıyor besbelli.
Her kadeh, dostluğun şerefine…

Bir masada yaşlı bir adam…
Her kadeh onu onar yıl geriye götürüyor.
Eski İstanbul’a, dostlarla içilen rakılara…
Bir anda Müzeyyen abla söylemeye başlıyor,
Gözlerini kapatıyor, oradan soyutlanıyor…
O rüyadan uyanmaya niyeti yok.

Bir masada 26 yaşında bir adam…
Masasında az miktarda meze, bir 20’lik şişe.
Bir deftere bir şeyler karalıyor.
Bir kadeh daha dolduruyor,
Yazmaya devam ediyor.
O gece o meyhanedeki tüm masalara misafir oldu.
Kimse farkında olmasa da…

Ege Mukan
“Kendi Kendine Şair”
16.10.2026 – 22:19
İstanbul

Leave a Comment